• Haberler
  • Genel
  • Elazığ Kent Konseyi'nden Önemli Panel: Geleneksel Aileden Çekirdek Aileye

Elazığ Kent Konseyi'nden Önemli Panel: Geleneksel Aileden Çekirdek Aileye

Elazığ'da düzenlenen 'Geleneksel Aile Yapısının Dönüşümü' panelinde akademisyenler, yazarlar ve uzmanlar bir araya geldi.

Kadına yönelik şiddet, dijitalleşmenin aile yapısına etkisi, iletişim sorunları ve anneliğin toplumsal rolü masaya yatırılırken, güçlü toplumun temelinin güçlü aile olduğu vurgulandı.
Elazığ Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından düzenlenen “Günümüz Toplumunda Geleneksel Aile Yapısının Dönüşümü; Nedenleri, Etkileri ve Gelecek Perspektifleri” konulu panel, Ahmet Tevfik Ozan Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Elazığ Kent Konseyi Başkanı Nafiz Koca, Elazığ Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Prof. Dr. Canan Aksu Canbay, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Faruk Ergün, Fırat Üniversitesi’nden Prof. Dr. Esma Şimşek, Çankırı Karatekin Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Sevim Çiftçi, Elazığlı eğitimci-yazar Asiye Gül, Psikolog Merve Öner katıl ve sivil toplum kuruluş temsilcileri, kamu kurum müdürleri ile vatandaşlar katıldı.

NAFİZ KOCA: KADIN DENİNCE ŞİDDET DEĞİL, BİLİNÇLENME KONUŞULMALI

Programın açılış konuşmasını yapan Elazığ Kent Konseyi Başkanı M. Nafiz Koca, kadına yönelik şiddetin toplumsal bir yara haline geldiğine dikkat çekerek, “Konu kadın olunca söylenecek çok şey var ama ne yazık ki günümüz şartlarında ülkemizde kadın denince akla gelen tek şey şiddet ve ötekileştirme olduğu için Kadın Meclisi Başkanımızı da gündemine alarak böylesine güzel bir programı, özellikle de il dışından akademisyen hocalarımızı, yine Fırat Üniversitesi'nden hocalarımızı, eli kalem tutan yazarlarımızı bir araya getirerek toplumun kadına şiddete hayır yönünde aydınlatılmasını sağladılar. Biz de burada kıymetli akademisyenlerden aydınlanacağımızı düşünüyoruz. Bu vesileyle buradayız. Dolayısıyla ben sözlerimi fazla uzaklaştırmıyorum. Sözü sahiplerine bırakmak üzere tekrar hepinize hoş geldiniz diyor, saygılarımı sunuyorum.”dedi

PROF. DR. CANAN AKSU CANBAY: ÇEKİRDEK AİLEYE DOĞRU BİR KAYIŞ YAŞANMAKTA

Elazığ Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Prof. Dr. Canan Aksu Canbay, Türkiye’de aile yapısının 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ciddi bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, “ Türkiye’de geleneksel aile yapısının dönüşümü, sosyolojik ve demografik araştırmaların uzun süredir odaklandığı bir konu olmuştur. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren geniş aileden çekirdek aileye doğru bir kayış yaşanmakta, şehirleşme, ekonomik değişimler ve modernleşme süreçleri aile içi ilişkilerin yapı ve işlevlerini dönüştürmektedir. Geleneksel yapıda akrabalık bağlarının yoğun olduğu, yaşlı bakımının aile içinde sürdüğü ve rollerin net biçimde tanımlandığı gözlemlenirken; modern çekirdek ailede bireyselleşme, ekonomik bağımsızlık ve mobil yaşam tarzı, aile üyeleri arasındaki bağı zayıflatabilmektedir. Bu bağlamda, literatürde aile iletişimi ve bireysel mutluluk arasındaki olumlu ilişkinin önemi vurgulanmakta; aile içi iletişimi güçlü olan bireylerin psikolojik esenlik düzeylerinin daha yüksek olduğu gösterilmiştir; bu da sağlıklı diyalogun aile dayanışması ve bireysel refah açısından kritik olduğunu ortaya koymaktadır.”dedi

“MODERN TÜRKİYE TOPLUMUNDA, EŞLER ARASI İLETİŞİM EKSİKLİĞİ”

Özellikle dijitalleşmenin altını çizen Prof. Dr. Canan Aksu Canbay, “Modern Türkiye toplumunda, eşler arası iletişim eksikliği ve ebeveyn-çocuk diyalogundaki kopukluklar, sadece bireysel sorunlar olarak değil, toplumsal dönüşümün birer yansıması olarak ele alınmalıdır. Dijitalleşmenin ve sosyal medya kullanımının artışı, aile mahremiyetini ve yüz yüze iletişimi zorlaştıran yeni faktörler olarak tanımlanmakta; bu durum boşanma oranları ve ilişkilerde duygusal bağın zayıflaması gibi sonuçlara işaret etmektedir. Aynı zamanda, modern değerlerin geleneksel normlarla harmanlandığı karma bir yapı Türkiye’de aile değerlerini şekillendirirken, toplumsal cinsiyet rolleri, ekonomik kaygılar ve eğitim beklentileri çocuk ve ebeveyn arasındaki etkileşimi yeniden tanımlamaktadır. Bu dönüşüm, aile içi diyalog eksikliklerinin sadece iletişim biçiminde değil, aynı zamanda ekonomik, kültürel ve teknolojik dinamiklerden de beslendiğini göstermekte ve gelecekte aile politikalarının bu çok boyutlu değişimi gözeterek aile dayanışması ve sağlıklı iletişim becerilerini desteklemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.”dedi

ÖMER FARUK ERGÜN: “AİLE BOZULURSA TOPLUM BOZULUR”

Programda söz alan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Faruk Ergün “Değerli konuklar, biliyorsunuz aile kurumu nesilden nesile milli ve manevi değerlerimizi aktaran önemli bir kurumdur. Kıymetli bir kurumdur. Ailenin toplumun temelini oluşturur. Ailede bir bozukluk, toplumda bir bozukluk demektir. Mutlu toplumlar, mutlu aileyle oluşuyor. Dolayısıyla güçlü ve mutlu toplum istiyorsak bunun anahtarının aile olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ama son zamanlarda küreselleşme, modernleşme, bireyselleşme ve kültürleşme süreçlerini aile kurumunun dönüşümü üzerinde çok olumsuz etkileri olmuştur ve bu dönüşümü de hızlandırmışlardır. Aile bu konuda son 10 yılda olumsuz etkilerini sahada hep görmekteyiz.”dedi

Doğurganlık oranının 2.1 eşiğinin altına düşmesinin demografik risk oluşturduğunu belirten İl Müdürü Ömer Faruk Ergün, “Teknolojilerde, teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, dijitalleşme, sosyal medya platformlarının bilinçsiz kullanımı ve özellikle çocuklarımız üzerindeki olumsuz etkileri, demografik dönüşümle yaşlı nüfusun artması, boşanmaların artması, doğurganlığın azalması ve bu azalmanın da nüfusun kendini yenileyebilmesi eşiği olan 2.1'in altına inmesi müthiş bir şekilde olumsuz etkilemiştir. Tabii yine küreselleşme, teknolojiye açılan bu hızlı gelişmelerle birlikte bu dönüşüm kaçınılmazdır, illaki olacaktır. Ama burada önemli olan bu değişim sürecini takip etmek ve süreç içerisinde yaşanan olumlu ve olumsuz olayları kontrol etmek, takip etmek ve olumsuz olaylarda olumsuz olayların bertaraf edilmesi anlamında anilik aksiyon göstererek, zamanda reaksiyon göstererek bunlara yönelik önlemler almak.”dedi

“PAYDAŞ KURUMLARIMIZLA BİRLİKTE HAKİKATEN BİZLER DE ELAZIĞ'IMIZDA GÜZEL ÇALIŞMALAR YAPTIK, YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ ”

Aile yılı yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalara değinen İl Müdürü Ömer Faruk Ergün, “Biliyorsunuz geçen sene 2025 aile yılıydı. Aile yılı yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız koordinesinde tüm illerde çalışmalar yapıldı. Bizler de Elazığ ilimizde valiliğimiz himayelerinde paydaş kurumlarımızla birlikte önemli çalışmalar yaptık. Ve bu çalışmaların hepsi kıymetli çalışmalardı. Kişi kurum fark etmeksizin yapılan en ufak bir etkinlik, en ünlü bir çalışma bizim için önemli kıymetliydi, başımızın üstünde yeri vardı. Paydaş kurumlarımızla birlikte hakikaten bizler de Elazığ'ımızda güzel çalışmalar yaptık. Biliyorsunuz bakanımız Sayın Mahir Ünal Özenir Göktaş'ın bir sözü vardı ve her platformda dile getiriyor. Önemli bir konu olduğunu düşünüyorum ben de. Yani hizmet alanlarımıza yönelik yapılan tüm çalışmalarda bu çalışmaların, siyaset üstü çalışmalar olduğuna vurgu yapıyorum. Gerçekten de biz hizmet alanlarımızda herkesin, sivil toplum örgütlerinden derneklerimize kadar sokaktaki vatandaşa kadar hepimiz sorumluluk bilinci içerisinde hareket ederek çalışmalarımızı yürütmemiz gerekiyor. Önümüzdeki 10 yılda da biliyorsunuz geçen yıl Mayıs ayında Uluslararası Aile Forumunda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından önümüzdeki 10 yıl, 2026-2035 yıllarını kapsayan dönem aile ve nüfus 10 yılı olarak ilan edildi.bu 10 yılda ve sonrasında da yine ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik ekimlik fayda sağlayacak, ailenin sosyokültürel gelişimine katkı sağlayacak ve farkındalık yaratacak çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. “diye konuştu

YAZAR ASİYE GÜL: AİLE İÇİ İLETİŞİMİN TEMELİNİ SEVGİ VE ŞEFKAT

Elazığlı eğitimci-yazar Asiye Gül ise, Aile içi iletişimin temelini sevgi ve şefkatin oluşturduğunu belirterek, “ Hz. Peygamber efendimiz ana babası olmayan bir çocuğun saçını düzeltiyor ama babası olan bir çocuğun saçını bozuyor neden Çünkü ana baba o çocuğun saçını düzelteyim amacıyla çocuğuna dokunmuş olur. Yani demek ki sevgi, şefkat, bir evde eksik olmayacak. Asla kızılmayacak. Bakın kızılan bir çocuğun halini size anlatayım. Diyelim ki bir çocuk evde çok önem verilen bir şeyi ne yaptı? Düşürdü kırdı. Anne ya da baba, çocuğa kızarsa çocukta diyor ki ‘Ben kötü bir şey yaptım ve annem de bana kızdı. Ondan sonra, annem bana kızdığına göre annem beni sevmiyor. Zaten niye sevmiyor? Ben kötü bir insanım. Onun için o halde hiç kimse beni sevmez.’ Deyip içine kapanır ve utangaç bir çocuk olur, Yani toplum karşısına çıktığı zaman şöyle bir duruşu vardır utangaç.”DEDİ

EVLİLİKTE “4S KURALI

İlahiyatçı yazar Ayşe Gül “Dört tane S kuralı var. Sevgi, vereceğiz. Saygı göstereceğiz. Karı koca ve çocuklar hepsi birbirine. Çocuklara saygı göstermek demek. Çocuklara saygı gösterdiği için saygı görür. İnsan her yerde öyledir. Saygı gösterilirse ise saygı görür. O yüzden cocuklara saygı gösterirsek saygı görürüz. Üçüncüsü de sabır diyelim. Eşlerden birisi dışarıdan sinirli geldi, kızmış birisine sinirden delirmiş. O zaman karşısındaki karısı veya işte beyefendi hangisiyse fark etmez. Karşıdaki kişi veli olacak. O deli olursa öbürü veli olacak. Hiç onun söylediğine cevap vermeyecek. O zaman birazdan zaten sinirleri yatışacak. Her şey yolunu bulacak . Ama eğer karşılık verirse ne olur işte o zaman kopukluk başlar. Yani bunlara dikkat edeceksin. Dördüncü s sadakat. Yani herkes güvenilir olacak. Kadın, koca güvenilir olacak. İnsanın aklında o yönde bir şüphe olmamasına gayret edecek. İki tarafta başka kârı kocanın yani barıştılar ya bir yuvadan bahsediyoruz. Kesinlikle birbirlerine dediğiniz gibi kızmayacak sevgi, şefkat olacak örnek verecek olursak, herkesin hobisi vardır. Herkes onu yapacak beyefendiler genelde maç seyretmek ister. Maç seyretmesine izin verilecek. Rahatsız edilmeyecek, hanımefendi de dizi seyrediyordur. Ona izin verilecek veya kitap okuyordur. Kitap okumasına izin verilecek, rahatsız edilmeyecek. Onun dışında dinlemek çok önemli. Diyelim ki eşlerden birisi, kadın erkek fark etmiyor, birisi size bir şey söyledi. Siz de televizyon seyrediyorsunuz. Televizyon seyrederken cevap verilmez. Bu karşı tarafa büyük bir saygısızlık demek. Ne yapacağız? Kendimizi televizyondan kopartacağız yani sesini kısacağız, yüzümüzü eşimize döndüreceğiz ve sorusuna cevabı vereceğiz. Hadi yani diyelim ki hanımefendi de şey yapıyor, mutfakta iş yapıyor, arkası dönük cevap vermeyecek. Hitaplar olsun hep sevgi dolu olmalıdır. Bunlara gayret göstereceğiz. Yani Rabbimiz'in istediği de bu. Sevgi dolu olacağız. Şu boş dünyada ölümlü kimin ne zaman gideceğimiz belli değil. Kendimizi sabır alıştıracağız. Yavaş yavaş insanlar değişebilecek. 40 günde, 40 gün deneyin, sabırlı olursunuz değerli katılımcılar. Siz böyle davranınca çocuklar da mutlu olur. Ailenin eğitimi sağlanır ve biliyoruz ki hepimiz aile, toplumun temel yapı taşıdır. Yani aile gitti mi temel yapı taşı, ne olur? Aile bozulur. Toplum da bozulur.”dedi

DR. ÖĞR. ÜYESİ SEVİM ÇİFTÇİ: “TÜRK TOPLUMUNUN MAYASI ANNELİKTİR”

Çankırı Karatekin Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Sevim Çiftçi, konuşmasında annenin tarihsel ve kültürel rolüne dikkat çekerek, “Aile toplumun hafızasıdır, bu hafızayı taşıyan annedir,” dedi. Çiftçi, Türk kültüründe annenin kutsal bir konuma sahip olduğunu vurguladı.
Anadolu kelimesinden anayurt ve anavatan kavramlarına kadar “anne” kelimesinin hayatın merkezinde olduğunu belirten Çiftçi, anneliğin sadece biyolojik bir rol olmadığını ifade etti.
Tarihten örnekler veren Çiftçi, Tomris Hatun’u “cesur hükümdar anne” olarak tanımladı ve Türk tarihinde kadının yönetimde ve savaşta aktif rol üstlendiğini söyledi.
Ayrıca Selçuklu döneminden Altuncan Hatun örneğini veren Çiftçi, “Türk kadını hiçbir zaman geri planda kalmamıştır.” dedi.

PSİKOLOG MERVE ÖNER: “EN KÖTÜ İLETİŞİM BİLE İLETİŞİMSİZLİKTEN İYİDİR”

Panelin psikolojik boyutunu ele alan Psikolog Merve Öner, iletişimde “sen dili” ve “ben dili” ayrımının önemine dikkat çekerek, “‘Sen hep böylesin’ demek yerine ‘Bu davranışın beni üzdü’ demek çatışmayı azaltır. ” dedi. Psikolog Merve Öner, çiftler arasındaki biyolojik ve iletişimsel farklılıklara değindi.
Kadınların konuşarak çözüm aradığını, erkeklerin ise çatışma anında geri çekilebildiğini belirten Öner, bunun yanlış anlaşılmalara yol açtığını söyledi.
Aldatma konusuna da değinen Psikolog Merve Öner,, fiziksel ve duygusal aldatmanın ilişkilerde derin travmalara yol açtığını ifade etti:
“Evlilikte üç temel bağ vardır: Sevgi, güven ve saygı. Bu üçünden biri zedelenirse evlilik ciddi risk altına girer.”
Öner ayrıca son dönemde sıkça kullanılan narsizm kavramına dikkat çekerek, “Her empati eksikliğini narsistik olarak etiketlemek doğru değil.” uyarısında bulundu.

PROF.DR. FATMA ŞİMŞEK: TÜRK MİLLETİNİN AİLEYE VE KADINA VERDİĞİ ÖNEM

Fırat Üniversitesi’nden Prof. Dr. Esma Şimşek ise, “ İslamiyet öncesi dönemden günümüze kadar geçen süreçte Türk kültüründe aile yapısı ve aile içerisinde kadının konumu çeşitli yönleriyle değerlendirilecektir. Köklü bir geçmişe sahip olan Türk milletinin aileye ve kadına verdiği önem, kültürel belleğimizi oluşturan; mitoloji, destan ve masal gibi anlatı türleriyle Orhun Yazıtları ve Dede Korkut Hikâyeleri gibi ilk yazılı eserlerimizden örneklerle anlatılarak günümüze kadar uzanan süreçte yaşanan değişim ve dönüşümler değerlendirilecektir.”dedi

Mavi Haber Merkezi

Bakmadan Geçme