Milletvekili Erol: Kent Konseyi İle Eşgüdüm İçerisinde Çalışacağız
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Elazığ Kent Konseyi Başkanı seçilen M. Nafiz Koca'ya hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.
Milletvekili Erol, ziyarette yaptığı açıklamada, Kent Konseyi’nin yalnızca bir sivil toplum örgütü değil, ilin dinamiklerini harekete geçiren, şehrin gelişmesine yönelik projeler üreten, aynı zamanda resmi ve kurumsal bir sıfatı olduğuna dikkat çekerek, önümüzdeki süreçte Kent Konseyi Başkanı M. Nafiz Koca ve yönetimiyle birlikte hareket edeceklerini vurguladı.
SEÇİM SONUCU BİZİ MEMNUN ETTİ
M. Nafiz Koca’nın yeniden Kent Konseyi Başkanlığına seçilmesinden ötürü memnuniyet duyduklarını belirten Milletvekili Gürsel Erol,
Nafiz Koca Bey'in yeniden Kent Konseyi başkanı seçilmesine hayırlı olsun dileklerimizi iletmek için geldik. Seçim sonuçları da bizi memnun etti. Hem kurumsal bir hafızanın devamı olarak hem de Elazığ'ın sorunlarına geçmişten gelen hem mesleği itibarıyla hem Kent Konseyi başkanlığı döneminde hakimiyetiyle ilgili bu önemli bizim için. Nafiz Bey ile önümüzdeki dönemde de birlikte eşgüdüm içerisinde çok güzel çalışmalar yapmanın altyapısını görüştük Nafiz Hoca'nın Kent Konseyi başkanı olarak seçilmesi bizim için de önemli ve anlamlı. Hem konulara hakimiyetiyle ilgili, bilmesi ile ilgili, organizasyon yeteneği ile ilgili, sorunlara bakış açısıyla ilgili ortak bir çalışmayla inşallah şehre yeni değerler katarız diye düşünüyorum.” Diye konuştu.
“KENT KONSEYİ'NİN ÇALIŞMALARINI BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNE YANSITACAĞIZ”
TBMM’de Bakanlıkların 2027 bütçe görüşmelerinin başlayacağını, bu görüşmelere Elazığ Kent Konseyi’nin çalışmalarını yansıtacaklarını ifade eden Milletvekili Gürsel Erol, “Çünkü ekim sonu kasım başı gibi 2027 bütçe görüşmeleri başlayacak. 2027 bütçe görüşmeleri başlarken işte her bakanlığın bütçesi ayrı bir gün görüşülüyor ve o gün bütün bakanlığın hem taşra teşkilatı hem genel müdürlük, bakanlık teşkilatı orada olur. Konular gündeme getirilir, anlatılır. Bakanlardan bakanlara sorular sorulur, bakanlar onlarla ilgili cevaplar verir. Bu 2027 bütçesi görüşülürken Elazığ'ın sorunlarını ciddi alanda Kent Konseyi'nin çalışmalarını da orada yansıtarak anlatmanın Elazığ açısından yararlı olacağını düşünüyorum. Çünkü siyasetçi yalnızca kendine göre bir siyasi değerlendirme yaptığı zaman o yalnızca o siyasetçinin bakışı açısına göre bürokrasi tarafından değerlendirilir ama kurumsal bir kimliği olan bir Kent Konseyi'nin talepleri üzerine orada bir değerlendirme yapıldığı zaman hem buradaki Kent Konseyi'nin ilin gelişmesine yönelik ne kadar ciddi bir altyapı oluşturup çalıştığını ortaya koymak adına hem de şehrin ortak iradesini orada yansıtmak adına önemli. Çünkü ben de sonuçta milletvekiliyim, bu şehrin iradesini yansıtıyorum. Şehrin bir talebinin böyle kurumsal kimliği olan bir yapıdan gelmesi daha etki yaratacağı düşüncesindeyim.” İfadelerini kullandı.
ELAZIĞ’IN CİDDİ SORUNLARI VAR
Elazığ’ın sorunlarını sık sık gündeme getirdiklerini, kentin ciddi sorunları olduğunu vurgulayan Milletvekili Erol, şu ifadeleri kullandı: “Kısmen muhalefet olmanın farkını ortaya koyarak caydırıcılıkları yapıyoruz ama şehrin gelişmesine bu dönemde ciddi bir katkı sağlayamadık. Yani geçen dönem işte hem 2020 depremi hem 2023 depremi sonrası ciddi işler yapıldı. Konutların yapılmış olması şanslı, hızlı bir şekilde konutların bitmiş olması bunlar doğru şeyler, iyi şeyler de yapıldı ama bu döneme bakınca özellikle 28. döneme baktığımızda şehrin ekonomisini ilgilendirecek, istihdam alanları oluşturacak, şehre yeni değer katacak toplumsal herkesi ilgilendirecek bir tek projemiz yok. Yani ben milletvekili arkadaşlarımızı bu konuda zaman zaman da eleştiriyorum, doğaldır, doğrudur. Böyle genelde ufak tefek işte çok da şehrin genelini ilgilendirmeyen ama şehir için önemsenen birçok sorunda birlikte hareket edebiliyoruz ama mesela bir Pertek Köprüsü'nü çözemedik. Mesela bir hızlı tren meselesini çözemedik. Yeni Sanayi Alanları ilan edilecekti daha ilan edilmedi. Mesela ikinci basamak hastanesi ile ilgili daha ciddi bir gelişme yok. Bir tek şehirde önemli bir tek proje var. Yani o konuda zaman zaman ‘Yani niye bunu böyle bu derece açık ifade ediyorsun?’ diye de eleştiri de alıyorum ama doğru neyse ben onu ifade ederim; Üniversite hastanesi. Üniversite hastanesinin yapılması son derece anlamlıdır ve büyük bir iştir. O da siyaset iradesinin bir başarısı değil, rektörün bireysel ilişkileriyle Elazığ'a kazandırdığı bir projedir. Buradan rektöre de teşekkür ederim. Mesela üniversite hastanesinin 25'inde bu ayın 25'inde Cuma günü Cevdet Yılmaz Bey gelecek, temel atma töreni var. İşte en kısa zamanda planlanacak, bitirilecek ama yani bir proje hayata geçirilirken yalnızca o binanın ve o projenin bitmesini düşünmek de doğru değil. Aynı zamanda oraya ulaşım ağları, yeni ticari alanlar, her anlamda düşünmek lazım. Bugün temel atıldığı gün aslında oranın tramvay projesinin de konuşulması lazım, yani toplu taşıma sisteminin bu toplu tramvay mı olur... Farklı bir şekilde bir ulaşım ağı nasıl oluşturulabilir? Yani bunlar da düşünülmeli. Bu şehirde en büyük eksiklerimizden birisi bu. Tabii bunlar şu an aklıma gelen önemli sorunlar. Turizmin geliştirilmesi, işte yine aynı şekilde hayvancılığın geliştirilmesi, ovaların sulanması birçok sorunumuz var. Çimento fabrikasının demin konuştuğumuz taşınması, Maden'deki bakır işletmesinin işletmesinin değiştirilmesi gibi birçok sorunlar. Bunları kalem kalem ana başlıkları halinde değerlendirilecek. Yani bu dönem plan bütçe görüşmelerimiz biraz daha teknik içerikli, Kent Konseyi'nin de bizi bilgilendirmesi ve yönlendirmesiyle teknik içerikli konuşmalar olacak, bunları takip edeceğiz. Kent konseyinde de değerlendireceğiz, biz de Kent Konseyi'nin aldığı kararlar, öneriler doğrultusunda bunu Elazığ'ın ortak dinamiklerini, kent konseyinin ortak talebi olarak ve siyaset iradesini de yansıması olarak Meclis’de gündeme getireceğiz. Tabii yaz boyu bütün milletvekili arkadaşlarımız bölgedeydi ama ağırlıklı olarak işte ziyaretlerde bulunduk, cenazelere gittik, düğünlere gittik çünkü parlamentonun kapalı olunca bunları mesai gündeme getiremedik, gündeme gelmedi. Yani bir anlamda rölantide bir süreç geçirdik. İşte ekim ayı itibarıyla meclis açılacak, bu sorunları önce plan bütçede, sonra genel kurulda gündeme getireceğiz.”
“ŞEHİRDE VAR OLAN BİR ŞEY BİR MAĞDURİYET OLARAK YARATILIYOR”
Elazığ’da farklı bir siyaset anlaşışı yürütüldüğüne dikkat çeken Milletvekili Erol, “Yani bu şehir, siyasetçilerin şöyle bir davranışı var: Şehirde var olan bir şey bir mağduriyet olarak yaratılıyor, sonra o mağduriyetin var olan şehre dönmesi bir avantaj olarak anlatılıyor. Şimdi mesela buradaki sağlık il müdürlüğümüzün ve sağlık bakanlığımızın bünyesinde olan arsaların satışları gündemdeydi. Yine de sağ olsunlar, yani doğru, cumhurbaşkanına görüştüler, ettiler, mağduriyetin geri dönüşü ile ilgili hatayı ilettiler, sonra bundan vazgeçildi. Bunu bir başarıymış gibi, ya arkadaş, zaten bu arsalar el alsın, sizin kattığınız şehre yeni bir değer yok ki. Şehirden gidecek yeni bir değeri yine sizin iktidarınız tarafından giderilecek bir kaynağın şehirde kalması sağlandı. Yani artı bir değer değil bu, bu da yine iyi bir iş midir? İyi bir iştir, yani iptal edilmiş olması, şehirde kalması iyi bir iştir ama bunu övünmek anlamsızdır, yani bak biz yaptık ya. Tamam da bundan vazgeçen siz olabilirsiniz ama satış kararını veren de sizin partiniz ve sizin iktidarınız. Yani biz yapmadık ki, bu işi siz yaptınız, siz vazgeçtiniz. Demek ki bu şehirde Ankara bürokrasisi bir karar alırken sizi ciddiye alıp bilgilendirmiyor. Yani sizin haberiniz olmuyor. Biz gündem yaratıyoruz.” Şeklinde konuştu.
“İKİNCİ BASAMAK HASTANE NE OLDU?”
CHP Milletvekili Gürsel Erol, AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş’in Elazığ’da ikinci basamak hastane yapılacağı yönündeki sözünü de hatırlatarak, bu projenin akıbetini sordu.
Milletvekili Gürsel Erol, “Erol Hoca geçen sene işte biz milletvekillerine 2026 yılında ikinci basamak hastanesinin yapılacağı ile ilgili kesin bir ifadeyle söz verdi. Biz de mecliste konuştuk, teşekkür ettik, işte Elazığ'da anlattık. Bunun dedi iki formülü var dedi. Birincisi dedi genel bütçeye girmesi. Eğer genel bütçeye girmese de dedi işte bakanlığın arsalardan ve emlak satışlarından elde edeceği gelirlerle bu burada dedi mutlaka dedi başlayacak ama geldiğimiz noktada başlamadı. Yani bu kamu bütçelerini, kamu yatırımlarını işte bürokratlardan öğrenip müjde müjde müjde demekle de bu işler olmuyor. Ya bunlar devletin bir rutin işleridir. Yani devlet Ankara'da planlamasını yapar, genel müdürlükler düzeyinde bakanlık bütçelerini ayırır, genel müdürlükte oturur, illerden gelen taleplere göre işte personel maaşı, demirbaş giderleri, bina bakımı onarımları, yatırım oranları diye her kentin ihtiyacına göre onu planlar. Bunlar rutin işlerdir. Yani bu A parseli de iktidar olsa, B parseli de iktidar olsa, hatta bir parti iktidar olmasa bile bu devletin rutin işi.” Dedi.
“ELEKTRİK PANOSUNDAKİ SİGORTA GİBİYİZ”
Muhalefet Partisi Milletvekili olarak Elazığ’da sorunları yakından takip etmeye devam edeceklerini belirten Gürsel Erol, “Devletin rutin işini sanki bir ayrıcalıklı yatırım yapılmış gibi bu şehre anlatmak doğru değil. İşte bu şehri eğer Pertek Köprüsü'nü yaparsak bir değerdir. Hızlı treni getirirsek bir değerdir. İkinci basamak hastaneyi yaparsak bir değerdir. Yeni sanayi alanı ilan ettirip arkasından lojistik merkezi yaparsak bu şehri bir değerdir. Yani bu değerleri konuşmak lazım ama bu dönem ben kendi adıma da söylüyorum, yani birçok şeyi tabii ki bir denge oluşturduk. En azından bizim burada varlığımız birçok şeyi engelliyor. Mesela bu hastanelerin ve sağlık bakanlığının arsalarının satılması ile ilgili mecliste en ciddi muhalefeti yapan milletvekili bendim. Sanıyorum 30 yılda bu kararname kapsamındaydı, tam emin değilim ama mesela diğer illerin milletvekilleri benim kadar etkili olamadılar ama ben mecliste bununla ilgili çok etkili konuşmalar yaptım, televizyon programlarında anlattım, gruplarda anlattım ve sonuçta bir caydırıcılığımız oldu. Zaten muhalefet partisinin milletvekilinin görevi de budur. Yani karşıtlık üzerinden değil, toplumu bilgilendiren, toplumu yönlendirebilen, iktidar partisinin milletvekillerini çalışmaya sevk eden, yapılan yanlışlıklarla ilgili sorumluluğa sevk eden bir anlayıştır. Burası bu anlamda bizim burada aslında Elazığ'da varmamız yani bir elektrik panosundaki sigorta gibi. Akım yükü fazlaya gelince sigortayı attırıyorum hemen. Ondan sonra mecburiyetten onu onarmak zorunda kalıyorlar.”
Bakmadan Geçme