Nurullah Öner: Ortak akılla yeni bir elazığ vizyonu kuracağız
Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkan Adayı Nurullah Öner ve beraberindeki heyet, Elazığ Kent Konseyi Başkanı Mehmet Nafiz Koca'yı ziyaret etti. Siyaset üstü bir yönetim anlayışı vurgulayan Öner, 'Biz geçmişle çatışmıyoruz, geleceği inşa etmek istiyoruz' dedi.
Elazığ iş dünyasının genç ve dinamik isimlerinden TSO Başkan Adayı Nurullah Öner, seçim çalışmaları kapsamında istişare kültürünün şehirdeki en önemli merkezlerinden biri olan Elazığ Kent Konseyi’ni ziyaret etti. Kent Konseyi Yönetim Kurulu üyelerinin de hazır bulunduğu ziyarette, Elazığ’ın sosyal-ekonomik yapısı, ticaret vizyonu ve kurumsal dönüşüm ihtiyaçları masaya yatırıldı.
"SÖYLEMLERİMİZ TEMSİL MAKAMINDAKİLERİ BİLE HAREKETE GEÇİRDİ"
Ziyarette ortak akıl vurgusu yapan TSO Başkan Adayı Nurullah Öner, henüz temsil makamında olmamalarına rağmen ortaya koydukları vizyonun şehirde karşılık bulduğunu belirterek, "Tüm hareket alanımızda, her kesimin bir araya gelip ortak akılla hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bugüne kadarki söylemlerimizi hep bu doğrultuda yaptık ve bunu başardık. Şu an bir temsil makamımız yok ama bizim mottolarımız, sloganlarımız ve projelerimiz o kadar teveccüh gördü ki, mevcut temsil makamındakiler dahi harekete geçti. Bu da bizim adımıza doğru şeyler tasarladığımızın en büyük göstergesidir" dedi.
"BİREYSEL DEĞİL, HESAP VERİLEBİLİR BİR ODA İSTİYORUZ"
İnşaat, kuyumculuk, ihracat ve balıkçılık gibi farklı sektörlerdeki tecrübelerini TSO yönetimine aktarmak istediğini ifade eden Nurullah Öner, STK’ların şahsi ikbal kapısı olmaması gerektiğinin altını çizdi. Siyasi bir iklimden uzak duracaklarını belirten Öner, açıklamasında şu ifadelere yerverdi;
"Dışarıdaki İhracatçılar Birliği ve konsorsiyumlarda STK'ların etki ve temsil gücünün ne kadar ileri noktada olduğunu gördüm. Maalesef Elazığ’da iş dünyasının bu makamlara talip olma gereksinimleri biraz daha duygusal veya bireysel düşüncelerle oluyor. Biz, siyasi bir iklimden uzak, hesap verilebilir ve kararların bağımsız alındığı lokal bir başarı hikayesi yazmak istiyoruz. Kimseyle polemiğe girmiyoruz, geçmişle bir çatışmamız yok. Tek derdimiz gençlerimizin Elazığ’da kalabileceği bir ortam oluşturmak."
AKILLARDAKİ SORULAR VE ÇARPICI YANITLAR: HARPUT, KAYISI VE SEÇİM SÜRECİ
Ziyaretin ilerleyen bölümlerinde, sektörel ve kentsel sorular üzerine, TSO Başkan Adayı Nurullah Öner çarpıcı açıklamalarda bulundu
"GRUPLARIN DAĞITILDIĞI BİLGİSİ GELDİ, SÜREÇ GİZLİ YÜRÜTÜLÜYOR"
TSO'da daha önce 14 meslek grubu vardı. Hangi meslek grupları eklendi, bilginiz var mı? Sorusuna cevaben Başkan Adayı Nurullah Öner; “Onu tam olarak bilmiyoruz çünkü o süreç biraz gizli yürütülüyor, kamuoyuna açıklanmadı. Netice itibarıyla bizim seçme ve seçilme yetkimizin bulunduğu kendi 4 grubumuzun dağıtılması söz konusu oldu, bize gelen bilgi o yönde. Mesela bazı gruplarda bu değişiklik gerekliydi; 2500 kişinin olduğu müteahhitlik grubunun yapsat ve taahhüt olarak ayrılması doğru bir hamle. Ama NACE kodları objektif kriterlere veya mevzuata uygun yapılmış mı, bilmiyoruz; çünkü bize ve kamuoyuna tebliğ edilmedi. Keşke seçim döneminde böyle şeyler olmasa. Hatta bürokrasi tarafı seçimden 6-8 ay önce yetkilendirilse ve süreç bir genel sekreterliğe devredilse. Gücü elinde bulunduranın bunu kendi lehine kullanması Türkiye’nin bir gerçeği. Biz nasip olur da seçilirsek, mevzuatta olmasa bile bunu kendimiz uygulayacağız; son yıl meclisimiz seçimle alakalı karar almayacak, her şey şeffafça bürokrasi eliyle yürüyecek.”dedi.
"HARPUT ESNAFI TURİZME HAZIR DEĞİL, PUANLAMA SİSTEMİ GETİRECEĞİZ"
Elazığ önceki dönem valisi Muammer Erol’un ‘Elazığ esnafı müşteriden kazanmanın, Kayseri esnafı ise müşteri kazanmanın peşinde’ demişti. Harput'ta da bu sıkıntı var. Bir olumsuz işletme, birçok olumluyu götürüyor. Esnafın bilinçlenmesi gerekmiyor mu? Sorusuna ise; “Serzenişlerde insanlar haklı. Harput'ta bu yıl ciddi bir yoğunluk var ama esnafımız turizme hazır değil, bu bir gerçek. Hem turizm gelirinin tadına varmış değiller hem de sürdürülebilir ticaret konusunda çok fikirleri yok. Ticaret, bir başkasının cebindeki parayı kibarca kendi cebine alabilme sanatıdır; buna itirazım yok. Ama burada TSO gibi üst çatı örgütlerin mentorluk yapması lazım. Biz esnafa destek olmak için turizm bölgelerine temsilcilikler atayacağız. Harput’ta bir "İşletme Puanlama Sistemi" kuracağız. Memnuniyet derecelerini kamuoyuna ve TÜRSAB gibi yetkili organlara açacağız. Turist geldiğinde hangi işletmenin fiyat-performans, lezzet ve hizmet açısından hangi puanda olduğunu bilecek. Doğru ve iyi olanın hakkını vereceğiz. Sistem para kazanma üzerine değil, müşteri kazanma üzerine kurulmalı. Bir esnaf bile bu kriterlere uysa, şehirde düzen değişir.”dedi.
Nurullah Öner’in açıklamalarından satır baiları şunlar;
TÜRSAB OLAYI NEDİR, MERKEZİN ERZURUM’A FALAN KAYDIĞI SÖYLENİYOR?
"TÜRSAB SEYAHAT GÜZERGAHINDA DEĞİLİZ, BÖLGESEL PLAN ŞART"
“Aksi yönde açıklamalar yapılsa da kesinlikle söyleyeyim; biz şu an seyahat güzergahında değiliz. Sadece birkaç büyük firmanın bireysel inisiyatifiyle dönemsel hareketler oluyor. Güzergahta olmadığımız için de TÜRSAB turlarını ona göre düzenliyor. Ben bu konuda milletvekillerimize de fizibilite raporu ilettim; Elazığ merkezli bir "Bölgesel Kalkınma Planı" yapılması şart. Tunceli, Bingöl, Erzincan ve Sivas’ı baz alan güçlü bir lokal güzergah oluşturmalıyız. Popüler olan Diyarbakır-Mardin hattına şu an eklenemeyiz, önce kendi hattımızı kurmalıyız.
"ALTYAPI YOKKEN ' BASKİL KAYISISI' DEMENİN EKONOMİK KARŞILIĞI YOK"
“Bizim bakış açımız aslında başkanım biraz farklı. Yani şimdi örnek... Yani biz Baskil kayısısı ile alakalı hani örnek olsun diye bunu açıklayayım. Hep söylüyoruz, işte Baskil kayısısının tescilini yapmamız lazım. Malatya kayısısı ağrımıza gidiyor, bununla alakalı hep girişim yapıyoruz. Şimdi bu doğru bir yaklaşım. Yani tamam Baskil kayısısının tescili önemli ama burada isimden çok dikkat etmemiz gereken, odaklanmamız gereken diğer bir konu var. Şimdi biz kıyas yapıyoruz. Yani bir tarafta Malatya kayısısı var, bir tarafta da Baskil kayısısı var. Şimdi Malatya'daki kayısı pazarını bir ele alalım. Yani biz dediğimiz ara ürün noktasında hatta depolamadan gidelim. Malatya'da en az 60-70 tane büyük depolama alanları var. Paketleme alanları var. Bunların toplaması ile alakalı operasyon ekipleri var. Yani Malatya'dan bahsediyorum. Sonra bu ürünün diğer maddelere... Yani diğer maddelerle alakalı nihai ikinci ürünle alakalı işte çikolatasını yapmışlar, atıyorum onun aromasını yapmışlar, içecek grubunda kullanıyorlar, paketleme üniteleri farklı. Lokumunu yapmışlar, yağını yapmışlar.
YETERLİLİK KRİTERLERİNİN OLMASI LAZIM YANİ
“Şimdi biz takmışız Baskil kayısısı, Malatya kayısısı. Ya tamam da biz bunu yapmamız için önce hazır hale getirelim. Şimdi bu insanlar Baskil'de yaşayan insanlar, Elazığ'da böyle imkanlar var da Malatya'ya gitmişlerse o zaman biz konuşalım. Şimdi bizim bir depolama alanımız yok. Yani operasyon maliyetleriniz sıfır aslında. Yani birisi gelse dese ki: "Ben bir depo yapacağım ya da bir silo gibi..." Kayısının ayrıca teknik bir siloya da ihtiyacı yok. Dese ki işte: "Böyle bir operasyon yapacağım, kayısının hepsini ben toplayacağım." Engel hiçbir durum yok. Biz bunların hiçbirini yapmamışız, diyoruz ki "Kayısı bizim olsun, Baskil kayısısı diyelim." Tamam diyelim, Baskil kayısısı diyelim ama adam Malatya'dan vazgeçmeyecek. Ne önemi var bizim için? Yani bu tarz girişimler bir katma değer veya ekonomik zincire gelir artıracak bir düzeye gelmiyorsa bu ekosistemin kime faydası var yani? Desinler. Çok bir önemi yok. Yani bugün "Şu kadar para kazanacaksınız," diye her gün biri söylese cebinize 1 lira para girmiyorsa desinler yani, bunun bir önemi yok ki. Olaya buradan bakmak lazım diye düşünüyorum. Tecrübe bambaşka bir şey. Yani bazen hani diyoruz ya ilkokul mezunu, bazen öyle düşünen birinin inanın hiç aklınıza gelmeyen bir noktadan bakabiliyor. Yani biz tüm bileşenleri; tecrübesiyle, nüfusuyla, yaşanmışlığıyla hepsini bir araya getirmemiz lazım. Bazen hiç umulmadık bir bakış açısı birçok kapıyı açabiliyor. Bunu hep yaşadık. Ticarette de oluyor, yatırımda da oluyor. Dolayısıyla herkesi... Ama tabii şu da bir gerçek; temsil noktasında olacakların biraz daha böyle konuya hakim olmaları lazım. Yeterlilik kriterlerinin olması lazım yani.”
KOCA: KAYSERİ’DE SANAYİCİ BAKANA TALİMAT VERİYOR, BİZ HAVALİMANINDA KARŞILIYORUZ
Elazığ Kent Konseyi Başkanı Mehmet Nafiz Koca, TSO Başkan Adayı Nurullah Öner’in ziyareti sırasında Elazığ’ın makus talihi üzerine açıklamalarda bulundu. Şehrin liyakat yerine duygusal reflekslerle yönetildiğini vurgulayan Koca, "Komşularımızda Ticaret ve Sanayi Odaları ayrılmışken, bizim hala aynı potada erimemiz gelişemediğimizin göstergesidir. TSO isminin tek tabelada olması bu şehre züldür" dedi.
Elazığ’ın üretim ve ticaret vizyonunun Kayseri gibi gelişmiş şehirlerle olan farkını çarpıcı bir dille özetleyen Koca, küçük şehirlerin makus talihini yenmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Koca;
Seçim süreçlerinde liyakatten ziyade duygusal bağların ve kişisel ilişkilerin rol oynadığını belirtti. Kent Konseyi Başkanı Mehmet Nafiz Koca, geçmişten tarihi bir hak bilinci örneği vererek;
"Bizim bu duygusal reflekslerden arınmamız lazım. Zaman zaman köşe yazılarımda da örnek veririm; Keban Kumaş’ın sahibi rahmetli Nihat Nar, Doğru Yol Partisi’nin en güçlü olduğu dönemde il başkan yardımcısıydı. Bir yerel seçim öncesi meclis üyesi listesi geliyor. Bakıyor ki birinci sırada kendisi, üçüncü sırada ise mimar bir abimiz var. Hemen partiye koşup, 'Allah’tan korkun, burada mimar varken beni hangi akılla birinci sıraya koyuyorsunuz?' diyerek listeyi yırttı attı. İşte burada bir hak ve liyakat söz konusu."dedi.
"MECLİS LİSTELERİNDE TEK BİR KENT BİLİMCİ, MİMAR YOK!"
Günümüz yerel yönetim kadrolarındaki nitelik kaybına dikkat çeken Koca, "Bugün belediye meclis üyelerine, il genel meclis üyelerine bakıyorsunuz; normal şartlarda bu listelerin ilk sıralarında kimler olmalı? Şehir plancısı, kent bilimcisi, mimar, jeolog, harita mühendisi olmalı. Ama partilerin seçime girerken attıkları listelere bakın, bu meslek gruplarından hemen hemen hiç kimse yok. Mevcut meclislerde de bu kriterlerde olan bir tane bile isim bulamazsınız. Hal böyle olunca şehir planlamasından ve vizyondan bahsetmek imkansız hale geliyor" diyerek siyasi partilere sert eleştirilerde bulundu.
"MANTIĞI DEĞİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ: BİZ ELAZIĞ OLARAK BUNU KAÇIRDIK"
Elazığ ile Kayseri arasındaki vizyon farkını "bürokrasi ve siyaset ilişkisi" üzerinden okuyan Mehmet Nafiz Koca, "Bizde Ankara'dan bir bakan, hele hele Cumhurbaşkanına yakın biri geldiği zaman, sanayiciler sıraya girip havaalanında karşılıyorlar, şehre kadar eşlik ediyorlar. Mantık bu…Ama Kayseri'ye bakıyorsun; ticarette de sanayide de bizden fersah fersah öndeler. Niye biliyor musunuz? Çünkü oradaki sanayici, ticaretçi, tacir bakanların talimatıyla hareket etmiyor; aksine bakanlara talimat veren, yön gösteren konumda yer alıyor. Biz Elazığ olarak bu vizyonu, bu mantığı kaçırmışız. Bunu acilen tersine çevirmeliyiz."
"TSO İSMİNİN TEK TABELADA OLMASI BU ŞEHRE ZÜLDÜR!"
Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerini Kent Konseyi olarak son derece önemsediklerini belirten Koca, oda yapısının da artık şehre dar geldiğini şu sözlerle ifade etti; "Bir şehirde Belediye, Kent Konseyi, Valilik, Özel İdare ve Üniversite ne kadar önemliyse, TSO da o kadar önemlidir. Ancak Elazığ’ın bugünkü yapısına baktığınız zaman, 'Ticaret ve Sanayi Odası' isminin tek bir tabelada birleşik olması bile aslında bizim için bir zül olmalıdır. Yanı başımızdaki Malatya’ya, Diyarbakır’a bakın; Ticaret Odası ayrıdır, Sanayi Odası ayrıdır. Niye? Çünkü sayısal olarak da vizyon olarak da kendilerini aşmışlar. Biz ise hala ticaretçiyi de sanayiciyi de aynı potada eritmeye çalışıyoruz. Bu durum, bir türlü kabuğumuzu kıramadığımızın ve gelişemediğimizin en net göstergesidir."
TSO Başkan Adayı Nurullah Öner’in ilk adaylık açıklamasından bu yana sürecini yakından takip ettiklerini belirten Kent Konseyi Başkanı Mehmet Nafiz Koca; Öner’in kullandığı birleştirici dile, nezaketine ve donanımına vurgu yaparak, çıktığı bu iddialı yolda kendisine ve ekibine başarılar diledi.
Bakmadan Geçme