Uzun ama çok uzun zaman sonra köşe yazarlığı yaptığım, aklıma geldi. Rahmetli dedem “Oğul, sen Hz. Musa’nın meşrebindensin, mizacın çok sert” derdi.
Çok sert bazen de kırıcı yazılar yazdığım doğrudur. Bu yazımın da bu kış mevsiminde ılıman iklime sahip olmayacağı kesin.
Neyse, biz mevzuya giriş yapalım abbe heyran!
A.B.İ dizisi ATV de başladığında “Kenan İmirzalıoğlu oynuyor, izleyeyim” dedim. Tam bir hayal kırıklığı ve İmirzalıoğlu’ndan çok kötü bir performans...
Sonra Gürsel Erol “Ben Elazığ’ın siyasi abisiyim” dedi ve son bir ayda hiç olmadığı kadar “Abi” kelimesi hayatımıza girmiş oldu.
Batı bölgelerinde “Abi”, Doğu da “Abe”, Güney Doğuda “Abbe”… Yani söylem yöreye göre değişiyor.
Bizim Elazığ’da da abe söylemi vekiller tarafından batılılaştı ve abiye evrildi.
Gürsel Erol son 15 gün içerisinde AK Parti milletvekillerine “Mız mız, mıymıntı, genel merkezde hiçbir karşılığı olmayan, sadece siyasi ikballerini düşünen, kıdemli memur, beceriksiz, yalancı“ yakıştırmalarını kullandı. Vallahi ben kullanmadım, Gürsel Erol kullandı.
Hatta son TV programında Erol Keleş için “ Sırtından ter getiririm” cümlesini de kullandı. O sözün orjinali sırtından ter getiririm değil, hakaret içeren “bi taraflarından ter getiririm” dir. Bunu da herkes çok iyi bilir.
Erol Keleş, ”Cumhurbaşkanının masasına yumruk vuracağım” karizmasından, bi taraflarından ter getirilen kişi pozisyonuna düştü. 3 yıl içerisindeki bu sert karizma düşüşü borsa da bile gözlemlediğimiz bir durum değil!
Gürsel Erol’un hakaret içeren bu cümlelerine karşılık Rıdvan Nazırlı’nın naif ses tonuyla abi demesi hepimizin psikolojisinde derin etkiler bıraktı. Şahsen ben Nazırlı’nın abi demesinden o kadar etkilendim ki, Gürsel Erol ile telefonda konuşurken vekilim diye başlayıp, konuşmayı abi diye bitirdiğimi fark ettim!
Nazırlı, Gürsel Erol’un canlı yayınına bağlanarak, birlik beraberlik mesajı verirken bazı basın organlarını fitneci diye tarif etti.
Mevzu Elazığ basını olduğunda sertleşme problemi yaşamayan Nazırlı’nın, siyasi rakiplerine karşı sertleşme problemi yaşadığını da görmüş olduk.
Fitne mevzusuna gelecek olursak…
Nazırlı’nın Şahin Şerioğulları ile yaşamış olduğu yumruklu kavga siyasete fitne sokmuyor da Elazığ basını mı siyasete fitne sokuyor he!
Nazırlı’nın, mevcut belediye başkanı varken başka bir aday adayı için “benim adayım bu kişi” diyerek hatimler indirmesi siyasete fitne sokmuyor da Elazığ basını mı fitne sokuyor he!…
Sen git bunları benim küllahıma anlat!
Ejder Açıkkapı’ya gelecek olursak… Bu süreçte bana göre tek duruş sergileyebilen AK Partili siyasi oldu .Söylemesi gereken her şeyi noksansız söylemiştir. Her ne kadar sulhu kabul etse de, içinde bir şey kalmamış, kendi adına savaşını vermiştir.
Sosyal medya hesaplarından biri birlerine her türlü hakareti eden vekillerin mevzu Gürsel Erol olunca, Elazığ adına seviyeli siyaset talep etmeleri de Cumhur ittifakı vekilleri adına büyüleyici bir gelişme!
20 günlük bu siyasi savaşın kazananı her zaman ki gibi tartışmasız Gürsel Erol’dur. AK Parti vekillerine her türlü ağır ithamlarda bulunduktan sonra cumhur ittifakı vekillerinin derin ve ricacı sulh taleplerini de kırmayarak sulhu kabul etmiş ve Nazırlı’nın tabiri ile “Abi” olmuştur.
Semih Işıkver bu kavgada her ne kadar abi olmasa da abilik yapmış, doğru yerde kendini konumlandırmış ve bu sürecin tartışmasız kazananı olmuştur.
Abi mevzusuna gelince vekillerin hepsine bir çift kelamım olacak…
Bizler köşe yazılarımızı yazarken bazı zamanlarda avam tarzında yazılar yazabiliriz.
Bazen ironi olsun diye bazen yazıya espri katalım diye…
Beyler bu halk size vekillik sıfatı vermiş, abi - kardeşlik sıfatı vermemiştir. Özellikle TV kanallarında, halkın sizleri gözlemlediği zamanlarda biri birinize hitap ederken abi veya kardeş olarak değil vekil olarak hitap etmeniz, vekilliğin avam bir sıfat olmadığının en güzel göstergesi olacaktır.