ELAZIĞ'DA KARŞILAŞTIĞIMIZ İSİMLERİ TANIYOR MUYUZ?
SAMİ DEMİRBAĞ
Elazığ’da mahalle, cadde, sokak, meydan, okul vb. yerlere verilmiş birçok isimle karşılaşıyoruz. Bu isimlerin bir kısmının nereden geldiğini hepimiz tanıyoruz. Mesela “mecburiyet caddesi” olarak da bildiğimiz, her Elazığlının hayatında mutlaka bir anıya ev sahipliği yapan “Gazi Caddesi”, adını cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten alıyor.
Ancak bir alt caddeye geçtiğimizde karşımıza çıkan Vali Fahri Bey Caddesi, bu caddenin hemen altında yer alan Nail Bey Mahallesi, Harput’ta heykeli bulunan Balak Gazi, Çubuk Bey, dizilere konu olan Ebe Seher isimleri hakkında birçoğumuz herhangi bir bilgiye sahip değiliz.
Mahalle, cadde, sokak, meydan, okul vb. yerlere bu isimler neden verildi? Bu isimlerin sahipleri kimdi, niçin önemliydiler?..
Bu isimlerin kim olduğunu, Elâzığ için neden önemli olduklarını ortaya koymak amacıyla bu yazı dizisini düşündüm. Yazıları bilimsel eserlerden yararlanarak kaleme aldım. Ancak ben ne bir tarihçi ne de bir bilim adamıyım, dolayısıyla yazılarımda yer alacak muhtemel hatalara şimdiden müsamaha ile bakılmasını isterim.
Bu minvalde tanımaya çalışacağımız ilk isim Çubuk Bey. Yazımdaki bilgileri Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Gülay Öğün Bezer hanımefendinin Türk Tarih Kurumu Belleten Dergisinin Nisan 1997, Cilt 61 - Sayı 230 Sayfalar: 67-92’de yayınlanan “Harput'ta Bir Türkmen Beyliği Çubukoğulları” adlı makalesinden derlediğimi belirteyim. Merak edenler bu makaleden daha tafsilatlı bilgilere ulaşabilirler.
ÇUBUK BEY
Emîrü’t-Türkmân veya Türkmâni isimleriyle de anılan Çubuk Bey Türkmen asıllı bir Selçuklu komutanıdır. Çubuk Bey’in nerede, ne zaman doğduğuna dair kesin bilgi yok ancak onun büyük Türkmen komutanı Artuk Bey’in maiyetinde olduğu ve Anadolu'ya onunla birlikte gelip fetihlere katıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde Ankara iline bağlı bir ilçe merkezi olan Çubuk/Çubukva/Çubukâbâd adının da bu bölgelerin fethinde Artuk Bey'in hizmetinde bulunan Çubuk Bey ile alakalı olabileceği düşünülmektedir.
Sultan Melikşah’ın taht kavgalarını bastırmak üzere, Artuk Bey’i Anadolu’dan geri çağırması üzerine, Çubuk Bey’in de onunla beraber ayrıldığı düşünülmektedir. Çubuk Bey, taht kavgalarının bastırılmasında başarı göstermiş, gösterdiği yararlılıktan dolayı da kendisine Kirmanşah maaş karşılığı olarak verilmiştir.
Bir müddet sonra Suriye bölgesinde fetih hareketlerine dahil olan Çubuk Bey, Harran’ı ele geçirmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır.
Sultan Melikşah’ın, Diyarbekir eyâletinin zabtı görevini Fahrüddevle'ye vermesi üzerine Artuk Bey aldığı emir doğrultusunda maiyetinde Çubuk Bey ile birlikte, Âmid önlerinde Fahrüddevle'nin ordusuna katıldı. Çubuk Bey, bu görevi esnasında Artuk Bey’den habersiz bazı eylemlere girişti, bu durum Artuk Bey’in zor durumda kalarak oradan ayrılmasına sebep oldu. Bunun üzerine Çubuk Bey, Fahrüddevle ile birlikte Meyyafarikin’in (Silvan) fethine katıldı. Fahrüddevle, Diyarbekir eyaletinin fethinde pek çok hizmetlerini gördüğü Çubuk Bey'i Meyyafarikin şıhneliğine (Bir yerleşim yerinin ya da bölgenin emniyet, asayiş ve idari işlerinden sorumlu olma) tayin etti. Ayrıca Çubuk Bey'e Harput ve havalisini ikta (Devletin mülkiyetindeki toprakların gelirlerinin asker veya devlet memurlarına maaş karşılığı verilmesi uygulaması.) etti.
Bu sıralarda Harput’un yönetimi Antakya ve Urfa'ya da hâkim olan Ermeni derebeyi Philaretos'un elide idi. Çubuk Bey 479/1086-1087 yılı baharında Harput’u fethetti. Tahminlere göre bu dönemde Çubuk Bey; Harput başta olmak üzere, Mazgirt, Çemişkezek, Eğin, Arapkir, Palu, Genç ve Malatya-Hanzit sınırındaki Pütürge'nin yönetimini ele geçirdi. (Hanzit bölgesi ile Palu ve Mazgirt dışında kalan yerlerin, Çubuk Bey’in oğlu Muhammed zamanında fethedildiği görüşü de araştırmacılar tarafından ileri sürülmektedir.)
İbnü'l-Esîr adlı tarihçi Çubuk Bey'in Hicaz-Yemen seferine katıldığına dair bazı bilgiler vermektedir.
Çubuk Bey Melikşah sonrası Selçuklu taht kavgaları sırasında Tutuş’a tabi olmuştur. Bazı araştırmacılar Çubuk Bey'in, Tutuş’la Berkyaruk’un kıyasıya vuruştuğu Rey Savaşı’nda öldüğünü iddia etmektedirler.
Çubuk Bey'in ölümünden sonra yerine oğlu Muhammed geçti. Harput beyi Muhammed'in öldüğünü haber alan Artuk Bey’in torunu meşhur Belek Gazi, el-Cezire'den topladığı Türkmen kuvvetleri ile onun topraklarını zabta girişti.